10 Şubat 2010 Çarşamba

Ne yapıyoruz nereye gidiyor?

Sabah 7.15 de kalk, formanı giy, çantanı hazırla, bir şeyler atıştır (kalktıktan 5 dk. Sonra ne kadar iştahın olursa artık) hafta içi 5 günüm böyle geçiyor. Bir de Salı ve Perşembe günleri dershane etüdüm var. Salı 2 Perşembe 3 saat dersim oluyor. Hayatım bundan ibaret galiba.

Akşam adam gibi uyuyamadığım gibi sabahın köründe kalkıyorum. O uykuyu telafi edecek bir zaman yok. Hafta sonları da 8 de kalkıyorum işte(sabahın körü).

Düşünüyorum da önümdeki 1,5 sene böyle geçecek sanırım. Bunlara sitem etmeyi belki çok seviyorum ama bunları düşündükçe mutlu olamıyorum her zaman(becerebilen varsa bildirsin lütfen).Standart bir hayatta ufak farklılıklar yapmak için birisini bile bulamıyorsun. Herkesin bir programı var ona göre işliyor. Fabrika gibi…

Belki bu yazıyı okuyan yetişkinler (tabi okurlarsa) ‘Ergenlik çağındaki bir gencin düşündükleri işte’ diyebilir ki diyecektir de.

Hayatta iyi bir yaşam sürmek için sanırım bu monoton hayatı kendi yararımıza çevirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Bunları geçirmiş üstatlar bizlerden çok eminler, bize çok güveniyorlar fakat ya bizim özgüvenimiz?

Hani derler ya işin esprisi diye. Sanırım onu bilmek gerekiyor biraz da işi iyi yapmak için de. Bodoslama dalacak değiliz herhalde işin içine ama bilmiyorum işte…

Çok kolay değil ama çok da zor değil(alıştıktan sonra).Umarım alışabilirim. Umarım bu monotonluğa 1.5 sene uyduktan sonra hayatımı düşününce mutlu olabilirim.

Yazıyı yazmadan önce ‘Croupier’ adlı filmi izledim. Bana biraz duygu yükledi ya da düşünmemi sağladı.
İzlerseniz; bence güzel.

Hoşça kal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder